ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) Raporu Nedir? ÇED Kararlarına Karşı İptal Davası ve Emsal Mahkeme Kararları

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED); bir projenin çevresel etkilerinin kabul edilebilir bulunup bulunmadığını, ÇED raporu hazırlanmasının gerekip gerekmediğini veya projenin çevresel sebeplerle gerçekleştirilemeyeceğini belirleyen idari işlemlerdir. ÇED Olumlu, ÇED Olumsuz, ÇED Raporu Hazırlanmalıdır ve eski mevzuat döneminde verilen ÇED Gerekli Değildir kararları, kesin ve icrai nitelik taşımaları ölçüsünde idari yargının denetimine tabidir.

ÇED kararlarına karşı, işlemden menfaati etkilenen kişiler ile şirketler veya karar nedeniyle hukuki durumu olumsuz etkilenen proje sahibi tarafından iptal davası açılabilmektedir.

Çevresel Etki Değerlendirmesi Nedir?

İlgili mevzuatta açıkça belirtildiği üzere, gerçekleştirecekleri proje ve faaliyet sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum ve şirketler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler.[1]

ÇED; gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevre üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerinin önceden belirlenmesi, olumsuz etkilerin önlenmesi veya çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesinde yer ve teknoloji alternatiflerinin değerlendirilmesi ile projenin uygulanmasının izlenmesi sürecidir.[2]

Önemle belirtmek gerekir ki, ÇED mevzuatına tabi bir proje hakkında gerekli “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı alınmadan ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatlarının verilmesi, yatırıma başlanması veya projenin ihale edilmesi kural olarak mümkün değildir. Bu nedenle ÇED kararı, projelere ilişkin ileriki tarihlerde meydana gelecek işlem ve aşamaları etkileyen temel bir idari işlemdir.

ÇED Raporunun Gerekli Olduğu Proje ve Faaliyetler

ÇED süreçlerine dahil edilen proje ve faaliyetler bakımından iki ayrı ana kategori bulunmaktadır. Buna göre, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin EK-1 listesinde yer alan projeler için ÇED raporu hazırlanması zorunludur. EK-2 listesinde yer alan projeler için ise değerlendirme kriterleri uygulanarak ÇED Olumlu veya ÇED sürecine tabi tutulma kararı verilmektedir.

EK-1 listesinde yer alan örnek projeler arasında ham petrol rafinerileri, büyük ölçekli termik ve nükleer güç santralleri, entegre demir-çelik fabrikaları, otoyollar, ana demiryolu hatları, havalimanları ile tehlikeli atık bertaraf ve düzenli depolama tesisleri yer almaktadır.

EK-2 listesi ise çevresel etkileri bulunan ancak EK-1’e kıyasla daha orta veya küçük ölçekli olan faaliyetleri kapsamaktadır. Uygulamada en sık karşılaşılan EK-2 örnekleri arasında GES (Güneş Enerjisi Santralleri) ve orta kapasiteli RES (Rüzgar Enerji Santrali) projeleri, belirli bir baş sayısının üzerindeki entegre büyükbaş ve kanatlı hayvancılık tesisleri, taş, mermer ve kum ocakları gibi madencilik faaliyetleri, otel ve turizm kompleksleri, toplu konut projeleri ile tekstil boyama veya süt işleme gibi sanayi tesisleri bulunmaktadır

ÇED Süreçlerine İlişkin 2025 ve 2026 Tarihli Mevzuat Değişiklikleri

24 Temmuz 2025 tarihinde, 2872 sayılı Çevre Kanunu‘nun 10. maddesinde yer alan “veya ÇED Gerekli Değildir Kararı” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.[3]

5 Mart 2026 tarihinde de, ÇED Yönetmeliği, kanun değişikliğiyle uyumlu hâle getirilmiştir. Buna göre, “ÇED Gerekli Değildir” kararı ve uygulaması tamamen ortadan kaldırılmıştır.[4]

Yapılan kanun ve yönetmelik değişikliklerinde; ön inceleme (proje tanıtım dosyası) sonucunda çevresel etkileri kabul edilebilir bulunan projeler için “ÇED Gerekli Değildir” yerine doğrudan “ÇED Olumlu” kararı verileceği düzenleme altına alınmıştır. Bununla birlikte, projenin çevresel etkilerinin incelenmesi gerektiği sonucuna varılması halinde ise “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” kararı verilerek ÇED süreci başlatılacaktır.

Bir başka anlatımla, yeni düzenleme ile birlikle; ÇED Yönetmeliği hükümlerine tabi bulunan EK-2 (Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeler) listesindeki projeler için hazırlanan proje tanıtım dosyalarının değerlendirilmesi neticesinde artık ya doğrudan “ÇED Olumlu” ya da daha ayrıntılı değerlendirme için “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” kararı verilmektedir.

Ayrıca belirtilmelidir ki, Kanun değişikliğinden önce verilmiş ve geçerliliği devam eden olumlu nitelikteki EK-2 kararları, yönetmeliğin geçiş hükmü uyarınca ilgili bölümlerin uygulanmasında ÇED Olumlu kararı kapsamında değerlendirilmektedir.[5]

ÇED Kararlarına Karşı İptal Davalarında Usul Kuralları;

ÇED kararına karşı dava açma süresi

ÇED mevzuatı uyarınca yapılan değerlendirmeler sonucunda alınan kararlar İYUK m.20/A’daki ivedi yargılama usulüne tabidir. Bu nedenle, ÇED kararlarına karşı iptal davası açma süresi 30 gündür. Yasal süreler geçtikten sonra dava açılması halinde, dava süre aşımı nedeniyle reddedilecektir.

Kimler ÇED Kararlarına Karşı Dava Açabilir?

ÇED Kararlarına karşı iptal davası açılabilmesi için, davacının meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin ihlal edilmesi gerekmektedir. Uygulamada genellikle kişisel menfaati etkilenen bölge insanlarının yanı sıra; köy tüzel kişilikleri, belediyeler, meslek kuruluşları, dernekler ve çevre örgütleri tarafından bu davaların açıldığı görülmektedir.

Hangi ÇED Kararlarına Karşı İptal Davası Açılabilir?

Kural olarak iptal davaları ancak kesin ve yürütülmesi gereken idari işlemlere karşı açılabilir.[6] Buna göre iptal davasına konu edilebilecek ÇED kararları şu şekildedir;

Karar veya işlemHukuki etkisiKimler bakımından dava gündeme gelebilir?
ÇED OlumluRapor veya proje tanıtım dosyası ve taahhütler çerçevesinde projenin uygun bulunduğunu gösterir.Proje nedeniyle meşru, kişisel ve güncel bir menfaati etkilenen kişi, kurum ve kuruluşlar.
ÇED OlumsuzProjenin gerçekleştirilmesinde hukuka aykırılık bulunduğunu belirtir.Başta proje sahibi ve karardan hukuki durumu doğrudan etkilenen ilgililer.
ÇED Raporu HazırlanmalıdırEk-2 projesinin yalnızca proje tanıtım dosyasıyla uygun bulunmadığını ve tam ÇED raporu sürecine geçilmesi gerektiğini gösterir.Kesin ve icrai etkisi somut dosyada oluşuyorsa proje sahibi.
ÇED Gerekli DeğildirEski sistemde Ek-2 projesinin PTD üzerinden uygun bulunduğunu gösteren olumlu nitelikteki karardır.Karar tarihinde yürürlükteki mevzuata göre projeden etkilenebilecek ilgililer.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

ÇED kararlarının iptali istemi ile açılan davalarda görevli Mahkeme İdare Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise; kararı tesis eden makam, projenin yeri, işlemin niteliği ve yetki kuralları birlikte değerlendirilerek belirlenmektedir.

ÇED Davalarında Yürütmenin Durdurulması

Kural olarak, ÇED Olumlu kararlarına karşı iptal davası açılması, kararın uygulanmasını (yürütmesini) durdurmaz.

Davanın açılmasına karşılık; proje, ÇED kararına ve alınan diğer izinlere dayanılarak devam edebilmektedir. Bu nedenle projenin çevreye olan etkilerinin süreç devam ettikçe ağırlaşacağı durumlarda dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması talebi ayrıca ve gerekçeli biçimde talep edilebilecektir.

Yürütmenin durdurulması talebi, idari yargıda açılan iptal davalarında, dava konusu olan idari işlemin uygulanmasının telafisi güç neticeler ortaya çıkaracağı iddiasına dayalı olarak işlemin uygulamasının dava süresince geçici olarak durdurulması talebidir.

Ancak uygulamada Mahkemeler tarafından öncelikle keşif-bilirkişi incelemesi yaptırılmakta ve ardından yürütmenin durdurulması talebi değerlendirmeye alınmaktadır. Şu kadar ki, yapılacak işlemlere istinaden geçen sürede, sonradan giderilemeyecek zararların ortaya çıkması durumuna dayalı olarak yürütmeyi durdurma kararı verilebilecektir.

ÇED Kararlarına İlişkin Emsal Danıştay ve AYM Kararları

DANIŞTAY 4. DAİRE E. 2023/12019 K. 2023/5916 T. 2.11.2023;

“İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, proje alanındaki biyolojik çeşitliliğin araştırılması ve ekosistem etkilerinin belirlenmesi amacıyla Ortinolojik İzleme ve Değerlendirme Raporu hazırlanmış olduğu, ÇED Raporunun mevzuata uygun olarak ve ilgili kurumlardan görüşler alınarak hazırlanmış olduğu, atıkların nasıl bertaraf edileceğinin ve alınacak önlemlerin ÇED Raporunda yer aldığı, faaliyet alanının %70-75 oranında taşlık ve kayalık alanlarla kaplı ve ot veriminin düşük olması nedeniyle projenin gerçekleştirilmesi halinde mahalledeki hayvancılık üzerine etkisinin düşük olacağı, faaliyet alanının tarım arazisi niteliğinde olmadığı, bitki florası yoğunluğunun düşük olması nedeniyle sahada yapılması muhtemel arıcılık faaliyeti üzerine etkisinin de düşük olacağı, proje sahasının bakı yönünün güneş ışınım değerleri açısından olumlu olduğu ve önünün açık olduğu, herhangi bir tarım veya yerleşim alanının güneş yansımalarından olumsuz etkilenmesinin muhtemel olmadığı, güneş enerji santralini oluşturan cam yüzeylerden yansıyacak güneş ışığının çevresine zarar verme riskinin çok düşük olduğu, güneş panellerinin yerleştirileceği bakıdan dolayı yakın mesafesindeki orman bitkileri üzerinde olumsuz etki yaratmayacağı, seçilen yerin faaliyet için elverişli bir yer olduğu, faaliyet alanının taşlık, kayalık ve tarıma elverişsiz olmasının olumlu olduğu, güneş enerji santrali projesinin su kaynaklarına bir etkisinin olmayacağı, gerek imalat gerekse işletme aşamasında patlatma yapılmayacağı için Afete Maruz Bölgede olumsuz bir durumun söz konusu olmayacağı sonucuna varılmıştır.”

DANIŞTAY 4. Daire, E.2025/4074, K.2025/5453, T. 21.10.2025;

“Dava konusu istem: Elazığ ili, Merkez ilçesi, … (…) köyü, … ada, … parsel sayılı taşınmazda yürütülen “59.900 adet/dönem kapasiteli Etlik Piliç Yetiştirme Tesisi” projesine ilişkin Elazığ Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptali istenilmiştir. (…)

Yukarıda verilen bilgiler ışığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından; uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, temyiz dilekçesindeki iddialar ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile (proje tanıtım dosyasındaki taahhütlerin bilimsel olarak değerlendirilmesi yapılmak suretiyle) bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının aralarında Çevre Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Biyolog, Meteoroloji Mühendisi ve Sosyal Bilimci (Sosyal Antropolog, Sosyolog gibi) olmak üzere, gerekirse başka dallardan da öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.”

ANAYASA MAHKEMESİ B. No: 2016/13846, T. 05.03.2020;

“Somut olayda başvurucuların maliki olduğu taşınmazların bulunduğu alanda ve yakın çevresinde çeşitli RES projelerinin yürütüldüğü anlaşılmaktadır.

Bireysel başvuruya dayanak davada uyuşmazlık konusu edilen işlem ise başvurucuların maliki olduğu Aydın ili Söke ilçesi Savuca mahallesinde kain … parsel sayılı taşınmazların bulunduğu bölgeye yakın Yenidoğan ve Akçakonak mahallelerinde yapılacak olan Söke-… RES Üretim Tesisi hakkındaki 21/3/2008 tarihli ÇED gerekli değildir kararıdır. Mahkeme; başvurucuların proje-1 kapsamına giren alanda taşınmaz sahibi olmadıkları, sadece vatandaş veya birey olmanın dava açma ehliyeti sağlamayacağı ve işlem nedeniyle menfaat ihlali bulunmadığı gerekçesiyle uyuşmazlığın esasını incelememiştir (bkz. § 13). Kararın temyiz incelemesini yapan Daire tarafından da kararın davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının onanmasına karar verilmiştir (bkz. § 14).(…)

Derece mahkemelerinin yukarıdaki kararları, davacıların mülklerinin proje sahasına yakın olması veya kullanım amacı gibi öznel koşulları dikkate almaksızın bir proje sahasında mülkü olmayanların -projeye yakın sahada mülkü olsa bile- projeye karşı hiçbir durumda dava açamayacakları yönünde kategorik bir yaklaşım içermektedir. Ancak başvurucuların öznel durumları hakkında bir değerlendirme içermeyen bu kategorik yaklaşım, başvurucular gibi proje kapsamında olmamakla birlikte projeden etkilenme potansiyeli bulunan kişilerin dava açmalarını imkânsız hâle getirdiğinden başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin orantısız olması sonucunu doğurmaktadır.(…)

Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.”

Sonuç

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), bir proje veya faaliyetin çevre üzerindeki etkilerinin henüz proje hayata geçirilmeden önce belirlenmesini, değerlendirilmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını amaçlayan idari bir işlemdir. Bu nedenle, ÇED süreci neticesinde tesis edilen kararlara karşı idare Mahkemeleri nezdinde iptal davası açılabilmektedir.

Ancak dava açma süresi, dava ehliyeti, işlemin öğrenilme ve ilan tarihi, uygulanacak mevzuat, bilimsel ve teknik itirazların ortaya konulması ile yürütmenin durdurulması koşulları somut uyuşmazlığa göre değişmekte olduğundan ÇED/PTD dosyasının, proje belgelerinin ve güncel yargı içtihatlarının birlikte değerlendirilmesi önem arz etmektedir.

Saygılarımızla,
Av. Serkan SOLMAZ


[1] 2872 sayılı Çevre Kanunu m.10

[2] 2872 Sayılı Çevre Kanunu m.2

[3] 24 Temmuz 2025 tarihli ve 32965 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7554 sayılı Kanun’un 1. Maddesi

[4] 5 Mart 2026 tarihli ve 33187 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

[5] 5 Mart 2026 tarihli ve 33187 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik m.21

[6] Çağlayan, Ramazan. İdari yargılama hukuku. Seçkin, Ankara 2021.

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, somut olayın tüm özellikleri değerlendirilmeden hukuki görüş, danışmanlık veya vekâlet hizmeti olarak kabul edilmemelidir. İşlem ve tebliğ tarihleri, belgeler, güncel mevzuat ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.