Ödenmeyen Fatura Alacağı Nasıl Tahsil Edilir? İcra Takibi ve Dava Yolları

Ticari şirketlerin ve tacirlerin gerçekleştirmiş oldukları mal ve hizmet ifalarının ardından, bu mal ve hizmet bedellerinin ödenmemesi durumunda, alacağın tahsili amacıyla icra takibi ve dava yollarına başvuru yapılmaktadır.

Bu yazıda, karşılığı ödenmemiş faturaya istinaden icra takibi, ihtiyati haciz ve dava yolları ile alacağın tahsili konusunda izlenecek hukuki yollar inceleme konusu yapılacaktır.

Fatura Alacağı Nedir?

Fatura, ticari satımlarda -ve hizmet ifalarında- satıcı tarafından karşı tarafa verilen, satım konusunun miktar, vasıf, ölçü, fiyat ve diğer hususlarını ya da ifa edilmiş olan hizmetleri gösteren ticari bir belge olarak tanımlanmaktadır.[1]

Ayrıca kanunda fatura, satılan mal veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere malı satan veya işi yapan tarafından müşteriye verilen ticari belge olarak tanımlanmıştır.[2]

Ticari faaliyetlerde en çok fatura düzenlenen iş ve işlemler şu şekilde sıralanabilmektedir;

  • Mal Satışları: kumaş, beton, akaryakıt, araç, ürün, plastik vb. her türlü ürünün, emtianın veya malzemenin satışı.
  • Hizmet Sunumları: tamir, bakım, inşaat, nakliye, yurt içi ve yurt dışı lojistik, danışmanlık vb. hizmetlerin yerine getirilmesi.

Faturaya İtiraz ve İtiraz Edilmemesinin Sonuçları

Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca, faturaya karşı itiraz süresi 8 (sekiz) gündür. Bu düzenlemeye göre, fatura alan kişi veya şirket, bu faturaya 8 gün içerisinde itiraz etmediği takdirde fatura içerini kabul ettiği sonucuna varılmaktadır.

Ödenmeyen Fatura Nedeniyle İcra Takibi

Gerçekleştirilen mal veya hizmet sunumlarının ardından, bu mal veya hizmetler için düzenlenen fatura bedellerinin ödenmemesi nedeniyle ilamsız icra takibi başlatılabilecektir.

İcra takibi başlatıldığında, borçlu tarafa ödeme icra emri gönderilmekte ve ödeme için 7 günlük süre tanınmaktadır. Bu süre içerisinde borçlu söz konusu faturalar nedeniyle borcunu öderse, süreç neticelenmektedir. Aksi halde, yani 7 günlük süre içerisinde borç ödenmez; icra takibine itiraz da edilmezse artık alacaklı taraf takibi kesinleştirerek haciz işlemlerine geçiş hakkı kazanmaktadır.

Sonraki aşamada ise, borçlunun banka hesapları, araçları, taşınmazları, üçüncü kişilerdeki alacakları ve diğer malvarlığı değerleri üzerinde haciz – satış işlemleri yapılarak alacak tahsil edilebilecektir.

Borçlunun İcra Takibine İtiraz Etmesi

Yukarıda açıklandığı üzere, fatura konusu bedelin ödenmemesi halinde borçlu hakkında ilamsız icra takibi başlatılabilecektir. İcra takibinde, yasal 7 günlük süresi içerisinde borçlu tarafından itiraz edilmesi halinde, icra takibi durdurulmaktadır.

Genellikle fatura konusu işin yapılmadığı veya malın teslim edilmediği, alacağın vadesinin gelmediği, bedelin ödenmiş olduğu, faturaya itiraz edildiği ve faturanın kabul edilmediği, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı, icra takibinin yetkisiz yerde açıldığı gibi gerekçelerle icra takibine itiraz edilebilmektedir.

Eğer karşı taraf icra takibine süresi içerisinde itiraz eder ve takip durdurulursa; takibin devamı için itirazın iptali veya kaldırılması davası açılması gerekmektedir. Bu davalarda, icra takibine itirazların bertaraf edilerek takibin devamına karar verilmesi talep edilmektedir. Dava açılır ve kazanılırsa, Mahkeme kararı gereğince icra takibine kaldığı yerden haciz ve tahsilat işlemleri ile devam edilebilecektir.

Fatura Alacağı Davada Nasıl İspat Edilir?

Güncel Mahkeme kararları ve Yargıtay’ın uygulaması uyarınca, faturanın varlığı tek başına davanın ispatında yeterli kabul edilmemektedir. Faturaya 8 günlük süresi içerisinde itiraz edilmemesi, yalnızca faturanın içeriğini doğrulamakta olup fatura konusu malın teslim edildiği veya hizmetin gereği gibi yapıldığı anlamına gelmemektedir.

Bu nedenle, dava aşamasında, malların davalıya teslim edildiği hususunun; irsaliye, makbuz, teslim belgesi veya diğer yazılı delillerle ispatlanması gerekmektedir. Hizmet söz konusu ise, kabul belgesi, sözleşme ve diğer deliller göz önüne bulundurulacaktır.

Dikkat edilmelidir ki, alacaklının elinde fatura dışında başkaca ispata elverişli herhangi bir belge yoksa, yine de davanın ispat edilmesi mümkündür.

Zira söz konusu fatura/faturalar alacaklının ticari defterlerine kaydedilmiş ise ve karşı tarafın ticari defterleri ile bu durum doğrulanıyorsa, fatura alacağı ispat edilebilecektir. Zira TTK’nın 222. maddesinin 2 fıkrasına göre; eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış olayları yapılmış, birbirini doğrulayan ticari defterler delil olarak kabul edilebilecektir.

Konuyla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi’nin 10.03.2026 tarihli kararında, faturanın hem davacı hem de davalı defterinde kayıtlı olması durumunda faturadan dolayı olarak alacaklı olunduğunun ispatlandığına karar verilmiştir. Karar metni şu şekildedir;

Kayseri Bam 6. Hukuk Dairesi Esas: 2026/374 Karar: 2026/538 Tarih: 10.03.2026;

“Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan dava konusu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmasının tek başına davacının alacağını ispata yeterli olamaz. Fakat davaya konu faturanın hem davacı hem davalı defterinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından süresinden sonra iade faturası düzenlendiği, davalının düzenlediği iade faturasının davacının defterinde kayıtlı olmadığı, davacıya iade faturasının tebliğ edilip edilmediğinin, iadenin gerçekleşip gerçekleşmediğinin ispatlanamadığı, davalının yaptığı bir ödeme olmadığı, davalıya yemin delilinin hatırlatıldığı ve fakat davacıya yemin teklif etmediği bilirkişi raporu ve yapılan yargılama sonucunda anlaşılmıştır. Bu durumda davacı bu faturadan kaynaklı olarak alacaklı olduğunu kesin delillerle ispat etmiş olup davanın kabulü yönündeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmüştür.”

Yine benzer şekilde, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 16.04.2026 tarihli kararında; faturaların vergi dairesine bildirilmiş ve ticari defterlere işlenmiş olması durumunda fatura konusu malların teslim edildiğinin kabul edileceğine karar verilmiştir.

İcra Takibine Haksız Olarak İtiraz Eden Borçlu Hakkında İcra İnkar Tazminatı

Alacaklı tarafından başlatılan icra takibine istinaden, borçlunun takibe itiraz etmesi üzerine takip durdurulmakta olup icra takibine devam edilebilmesi için dava açılması gerekmektedir. Uygulamada kimi zaman, tahsil sürecini uzatmak, zaman kazanmak ve alacaklının alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla kötüniyetli şekilde itiraz edilebilmektedir.

İşte bu duruma ilişkin olarak, İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2. maddesinde, icra inkar tazminatı düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, belirlenebilir (likit) bir alacağın varlığına karşın haksız şekilde itiraz eden borçlu, alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilebilecektir.

Fatura alacaklarına istinaden açılan davalarda, güncel Yargıtay kararlarında bu alacakların icra inkar tazminatına dair yasal koşulları taşıdığı kabul edilerek borçlu aleyhine tazminat kararı verilmektedir. Konuya ilişkin emsal kararlar şu şekildedir;

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2022/255 K. 2023/266 T. 25.1.2023;

“…süresinde itiraz edilmeyen fatura içerikleri kesinleştiğinden mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, faturanın itiraza uğramaması sebebiyle dosyada alacak likit nitelikte olduğundan mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır”

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2012/16708 K. 2013/761 T. 17.1.2013;

“Dava konusu alacak faturalara dayalı cari hesap alacağı olup likit (muayyen, belirlenebilir) nitelikte bulunduğundan İİK madde 67/2 gereği davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddi isabetsizdir.”

Fatura Alacağı İçin Borçlu Hakkında İhtiyati Haciz Kararı

Kimi zaman yukarıda açıklanan icra takibi ve itiraz halinde geçen dava süreçlerinde, borçlunun tahsil imkanı ortadan kalkabilmektedir. Bir başka anlatımla, icra takibi veya dava süreci neticesinde haciz işlemi yapıldığında borçlunun malvarlığı yok edilmiş olabilmektedir.

Süreç içerisinde borçlunun/davalının mal kaçırma ihtimali bulunduğu hallerde, ihtiyati haciz kararı alınması önem arz etmektedir. Böylelikle, alacaklının alacağı koruma altına alınacaktır. 

İhtiyati haciz, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısının, alacağını garanti altına almak için Mahkeme kararıyla borçlunun mallarına geçici olarak icra yolu ile el koydurmasıdır.

Ancak uygulamada Mahkemeler, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için faturanın varlığını tek başına yeterli kabul etmemektedir. Buna göre, ayrıca fatura konusu alacağı ispat eden imzalı cari mutabakat, sözleşme, teslim evrakı, yazışmalar, ödeme taahhüdü ve mutabakat belgelerinin bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebilecektir.

Fatura Alacağında Faiz Başlangıç Tarihi

Kural olarak, fatura alacağına gecikme faizi işletilebilmesi için borçlu tarafın temerrüde düşürülmesi gerekmektedir.[3]

Fatura alacaklarında, borçlunun temerrüde düşürülmesi için ihtarname gönderilmesi veya icra takibi başlatılması gerekmektedir. İhtarname tarihinden veya icra takibinin açıldığı tarihten itibaren, fatura konusu alacağa faiz işletilebilecektir.

Buna ek olarak, faturaya konu iş veya mal satımı hakkında taraflar arasında sözleşme imzalanmış ve bu sözleşmede ödeme tarihi açık olarak belirlenmişse; bu tarihten itibaren faiz istenebilecektir.

Yargıtay’ın bir kararında, taraflar arasında sözleşme ile ödeme günü kararlaştırılmadığı için icra takip tarihinden önceki dönemi ilişkin faiz talebinde bulunulamayacağına karar vermiştir. Kararın ilgili metni şu şekildedir;

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/3266 E.,  2018/4228 K. 18/09/2018 Tarih;

“Dava, taraflar arasında mal alım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. TTK’nın 1530.maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK’nın 117.maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Taraflar arasında da sözleşme ile ödeme günü kararlaştırılmadığı için davacı alacaklı icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamaz.”

Sonuç ve Değerlendirme

Şirketlerin ve gerçek kişi tacirlerin gerçekleştirdikleri satım ve hizmet ifalarının ardından düzenlenen fatura bedellerinin ödenmemesi halinde, ilgili icra takibi ve dava yollarına başvuru yapılması önem arz etmektedir.

Süreç içerisinde, koşulları sağlanırsa ihtiyati haciz talebinin değerlendirilmesi, icra takibi açılması, haciz-tahsilat işlemlerine geçilmesi veya itiraz üzerine dava aşamasına geçilmesi suretiyle alacağın tahsili mümkün olup belgelerin eksiksiz toplanması ve ilamsız icra takibi, itirazın iptali davası ya da ihtiyati haciz seçeneklerinden uygun olanının zamanında uygulanması hak kayıplarını önleyecektir.

Konuyla ilgili olarak İcra ve İflas Hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Saygılarımızla,
Av. Serkan Solmaz


[1] Yargıtay İBHGK 27.06.2003 tarihli ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı kararı

[2] Vergi Usul Kanunu’nun 229. Maddesi

[3] Türk Borçlar Kanunu’nun 117/1 maddesi; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.”

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, somut olayın tüm özellikleri değerlendirilmeden hukuki görüş, danışmanlık veya vekâlet hizmeti olarak kabul edilmemelidir. İşlem ve tebliğ tarihleri, belgeler, güncel mevzuat ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.