Yabancı Mahkeme Alacak Kararlarının Türkiye’de Tahsili: Tenfiz Davası ve İcra Takibi

Yabancı bir Mahkeme tarafından verilen alacak kararı, kural olarak Türkiye’de doğrudan icra takibine konu edilemez. Yabancı ülkede verilen kararların Türkiye’de etki doğurması için Türk mahkemelerinde tenfiz davası açılması gerekmektedir.[1]

Tenfiz davası neticesinde alacak, Türk mahkemesinden verilmiş bir ilam gibi icraya konulabilecek, haciz işlemleri yapılabilecektir.

Bu süreç özellikle yabancı ülkede açtığı ticari dava, tazminat davası veya sözleşmeden doğan alacak davasını kazanan; ancak borçlunun banka hesabı, taşınmazı, aracı, şirket hissesi ya da başka malvarlığı Türkiye’de bulunan kişiler ve şirketler bakımından önem taşımaktadır.

Yabancı Mahkeme Kararının Tenfizi Nedir?

Tenfiz, yabancı bir mahkeme kararına Türkiye’de icra-tahsil edilebilme gücü kazandıran bir dava türüdür. Buna göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilen ve kararın verildiği devlet hukukuna göre kesinleşen ilamların Türkiye’de icrası, yetkili Türk mahkemesinin tenfiz kararına bağlıdır.[2]

Örneğin Almanya, Hollanda, İtalya, İngiltere veya başka bir ülkedeki mahkeme, Türkiye’de yerleşik bir kişinin 250.000-Euro ödemesine hükmetmiş olabilir. Bu hüküm yabancı ülkede geçerli olsa da borçlunun İzmir’deki banka hesabına veya taşınmazına doğrudan haciz konulabilmesi için tek başına yeterli değildir. Önce Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekmektedir.

Tenfiz Davasının Şartları

Tenfiz davası için çeşitli şartların bir arada bulunması gerekmektedir. Kural olarak bu şartlardan biri veya birkaçının mevcut olmaması halinde, tenfiz davası reddedilebilecektir. Bu şartlar şu şekildedir;

  • Yabancı bir Mahkemenin vermiş olduğu karar bulunmalıdır.
  • Karar hukuk davasına ilişkin olmalıdır.
  • Karar verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olmalıdır.
  • Kararın verildiği ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık bulunmalıdır.
  • Karar Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmiş olmamalıdır.
  • Karar Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamalıdır.
  • Davalının savunma hakkı ihlal edilmemiş olmalıdır.

Belirtmek gerekir ki, bu şartların tamamının sağlanması halinde yabancı Mahkeme kararı hakkında tenfiz kararı verilmesi gerekmektedir. Diğer yandan, bu şartların kısmen veya tamamen yokluğu halinde takdiren tenfiz davası reddedilebilecektir.[3]

Bu nedenlerle, tenfiz davalarında şartların bulunup bulunmadığı, her davada ilgili bilgi ve belgeler ile birlikte münhasıran incelenmelidir.

Tenfiz Davası Öncesinde İhtiyati Haciz Kararı

İhtiyati haciz, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısının, alacağını garanti altına almak için Mahkeme kararıyla borçlunun mallarına geçici olarak icra yolu ile el koydurmasıdır.

Tenfiz davalarında, davanın devam edeceği süreç içerisinde borçlunun/davalının mal kaçırma ihtimali bulunduğu için, dava öncesinde veya dava sırasında ihtiyati haciz kararı alınması önem arz etmektedir. Böylelikle, alacaklının alacağı koruma altına alınacaktır.  

Konu ile ilgili emsal Mahkeme kararlarında da, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi yargılaması öncesinde veya dava esnasında borçlu mallarına ihtiyati haciz konulabileceği belirtilmektedir.[4]

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. H.D. E. 2024/1032 K. 2024/1434 T. 16.7.2024;

“Tenfiz kararı verilmiş olması, alacağın mevcudiyeti, muacceliyeti veya yaklaşık ispat açısından değil, yabancı hakem kararının infazı ile ilgili ön koşuldur. Zaten tenfiz kararı ile birlikte yabancı hakem kararı ilam niteliğini kazanacaktır. Bu nedenle ihtiyati haciz kararının verilmesinde tenfiz kararının verilmiş olması bir ön koşul değildir. Çünkü ihtiyati haciz kararı sadece borçlunun mal veya haklarına geçici olarak el konulmaktadır.

(…)ihtiyati hacze itiraz eden davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine”

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2014/3906 K. 2014/4941 T. 14.4.2014;

“Tenfiz kararının amacı, yabancı ülkelerde hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesini sağlamaya yöneliktir. Buna göre, yabancı mahkeme veya hakem heyeti tarafından verilen bir kararla tespit edilen alacak hakkında tedbir niteliğinde bulunan ihtiyati hacze karar verilmesi için yabancı kararın tenfizi koşulunun aranmasına gerek bulunmamaktadır. Çünkü ihtiyati haciz kararı ile sadece borçlunun mal ve haklarına geçici olarak el konulmaktadır.”

Sonuç

Yabancı mahkemece hükmedilen para alacağının Türkiye’de tahsili, yetkili Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması ile mümkün olmaktadır. Kesinleşen tenfiz kararından sonra ilamlı icra yoluyla borçlunun Türkiye’deki malvarlığına haciz ve tahsilat işlemleri uygulanabilecektir.

Yabancı kararın niteliği, karşılıklılık, tebligat, harç, teminat, ihtiyati haciz, yabancı para ve faiz konuları dosyanın sonucunu veya süreçlerini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle dava öncesinde yabancı mahkeme kararı ile kesinleşme ve tebligat belgelerinin; borçlunun Türkiye’deki yerleşim yeri ve tahsil imkânlarıyla birlikte incelenmesi önem arz etmektedir.  

Saygılarımızla
Av. Serkan Solmaz


[1] Tarman, Z. D. (2017). Enforcement of Foreign Court Decisions and Arbitral Awards in Turkey and the Problems in Practice. Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, 37(2), 798-820. https://izlik.org/JA44MY47LK

[2] 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 50. Maddesi.

[3] Şanlı, Cemal, Emre Esen, and İnci Ataman Figanmeşe. “Milletlerarası Özel Hukuk 9. Bası.” (2021)

[4] Aksi yönde emsal kararlar da bulunmakta olup bu durumun ayrıca incelenmesi gerekmektedir.

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, somut olayın tüm özellikleri değerlendirilmeden hukuki görüş, danışmanlık veya vekâlet hizmeti olarak kabul edilmemelidir. İşlem ve tebliğ tarihleri, belgeler, güncel mevzuat ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.