Belediyelerin İmar Planına Karşı İtiraz ve İptal Davası

İmar planları, kişilerin sahip oldukları taşınmazların değerini önemli ölçüde -olumlu veya olumsuz- etkilemektedir. Nitekim bir taşınmazın konut, ticaret, turizm, sanayi, eğitim, sağlık, park veya yol alanında kalması; inşaat hakkının azaltılması ya da artırılması; kat adedi, emsal ve yapı yaklaşma mesafeleri gibi birçok konu doğrudan imar planlarına bağlıdır.

İmar planlarının hukuka aykırılık içermesi halinde itiraz yoluna gidilebilmekte ve yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açılabilmektedir.  

İmar Planı Nedir?

Danıştay’ın bir kararına göre imar planları; yöre halkının sağlığını ve çevreyi korumak, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını, iyi yaşama düzenini, çalışma koşullarını ve güvenliğini sağlamak amacıyla, ülke, bölge ve şehir verilerine göre oturma, çalışma, dinlenme ve ulaşım gibi kentsel fonksiyonlar arasında mevcut ve sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak amacıyla düzenlenmektedir. [1]

3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca imar planları temel olarak nazım imar planı ve uygulama imar planından oluşmaktadır.

Nazım İmar Planı (1/5000) ile Uygulama İmar Planı (1/1000) Arasındaki Fark Nedir?

Nazım İmar Planı, ilgili yasal mevzuatta; “varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plandır.” şeklinde tanımlanmıştır.[2]

Uygulama imar planı ise kanunda; “ tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır.” şeklinde tanımlanmıştır.

Belirtildiği üzere, uygulama imar planları, nazım imar planı esas alınarak hazırlanmaktadır.

İmar planları arasında hiyerarşi mevcuttur. Buna göre, alt nitelikteki planların üst nitelikteki planlara uygun düzenlenmesi zorunluluk teşkil etmektedir. Bu nedenlerle de uygulama imar planlarının nazım imar planlarına uygunluk teşkil etmesi gerekmektedir.[3] Aksi halde, söz konusu uygulama imar planı hukuka aykırı olacaktır.

Belediyelerin İmar Planı Değişikliği

Mevcut bulunan ve uygulanan imar planlarının sınırları içerisinde kalan arazi kullanışlarında, büyüklüğünde, konumunda, yoğunluğunda veya ulaşım sitemlerinde zaman zaman imar planı değişikliği yolu ile düzenlemeler yapılmaktadır.

İmar Planı değişikliklerinde bir takım usulü kurallara uyulması gerekmekte olup bu kurallar göz ardı edilerek yapılan değişikliklerin hukuka aykırı olması gündeme gelmektedir. Bu şartlar şu şekildedir;[4]

■ Plan değişikliğinde gereklilik ve zorunluluk mevcut olması,
■ Plan bütünlüğünün bozulmaması,
■ Şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olması,
■ Mevzuatta öngörülen teknik ve sosyal standartların sağlanması,
■ Teknik personel tarafından plan değişikliğinin yapılması,
■ İlgili kamu kurumlarından görüşlerin alınması,
■ Kamu kurumlarının ihtiyaçlarının gözetilmesi.

Belirtmek gerekir ki, imar planı değişikliklerine ilişkin olarak işlemlerin hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile itiraz ve dava yoluna başvurulabilmektedir.

İmar Planının İptali Davası

İmar planının iptali davası, hukuka aykırı olduğu değerlendirilen imar planının veya imar planı değişikliğinin Mahkeme yolu ile ortadan kaldırılması (iptaline karar verilmesi) amacıyla ikame edilen bir dava türüdür.

İmar planının iptali davalarının içerik itibari ile teknik inceleme ve değerlendirme gerektirmesi nedeniyle; uygulamada mahkemeler çoğu dosyada şehir plancısı, mimar, harita mühendisi, inşaat mühendisi veya uyuşmazlığın niteliğine göre farklı uzmanlardan oluşan bilirkişi heyetinden rapor aldırarak sonuca varmaktadır. 

İmar Planının İptali Davasını Kimler Açabilir?

Kural olarak iptal davası açılabilmesi için davacının dava konusu işlem nedeniyle kişisel, meşru ve güncel bir menfaatinin ihlal edilmesi gerekmektedir.

Somut olayın özelliklerine göre; plan kapsamındaki veya yakın çevresindeki taşınmaz malikleri, paydaşlar ve sınırlı ayni hak sahipleri, plan kararından doğrudan etkilenen kişiler, ilgili belediyeler ve kamu kurumları bu tür davaları açma ehliyetine sahiptir.

İmar Planlarının İptali İçin Dava Açma Süresi

Kural olarak, imar planlarına karşı ilan süresi içerisinde itiraz edilmemesi halinde askı süresinin sonunda; yapılan itirazların idarenin karar merciince reddedilmesi halinde ise başkaca bir onay işlemine gerek kalmaksızın ret kararı tarihinde planlar kesinleşmektedir.[5]

İmar planlarına karşı bir aylık askı süresinin sonundan itibaren 60 gün içerisinde doğrudan iptal davası açılabilmektedir. Belirtmek gerekir ki, bu süre imar planlarında askı süresinde itiraz edilmemesi halinde geçerlidir. İmar Planına bir aylık süresi içerisinde itiraz edilmesi halinde ise, dava açma sürelerinde somut olayın koşullarına göre değişiklik oluşmaktadır. Bu haller şu şekildedir;

İmar Planlarına İtiraz ve İtirazın Dava Açma Süresine Etkisi

İmar planları ilgili belediye meclisleri veya kamu idareleri tarafından onaylandıktan sonra bir ay süreyle ilan edilmektedir. İlgili yasal mevzuat uyarınca bu süre içinde plana itiraz edilebilir.[6]

Ne var ki, imar planlarına askı süresi içerisinde itiraz edilmesi yasal bir zorunluluk değildir. Her halde, kişiler imar planlarına bir aylık askı süresinde itiraz etmemiş olsalar dahi, yasal süreler içerisinde imar planlarının iptali davası açabileceklerdir.

Bir aylık süre içerisinde itiraz edilir ve idarece itiraza ilişkin herhangi bir cevap verilmezse, 30 günlük sürenin ardından itiraz zımni olarak reddedilmiş sayılmaktadır. Zımni red tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi bulunmaktadır.

İtiraz edilmesi üzerine ilgili idari merci tarafından itirazın reddine karar verilmesi durumunda, red kararının tebliğinden itibaren 60 günlük dava açma süresi başlamaktadır.

60 Günlük Dava Açma Süresi Geçtikten Sonra Dava Açılması

2577 sayılı Kanun’un 7. maddesi, ilanı gereken düzenleyici işlemlerin uygulanması üzerine ilgililere uygulama işlemiyle birlikte düzenleyici işleme karşı da dava açma imkânı tanımaktadır. Bu düzenlemeye göre, imar planlarının uygulanmasına yönelik işlemlerle birlikte imar planlarına karşı da dava açılması mümkündür.

Örneğin kamulaştırma, yıkım, inşaat ruhsat işlemleri, parselasyon gibi imar planının uygulanmasına dair işlemlere karşı iptal davaları ile birlikte bu işlemlerin dayanağı niteliğindeki imar planlarına da dava açılması mümkün kılınmıştır. Bu nedenle, 60 günlük dava açma süresi kaçırılsa dahi şartların bulunması halinde ilgili imar planına karşı iptal davası açılabilecektir.

İmar Planının İptali Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Belediyelerin imar planlarına karşı açılacak iptal davalarında İdare Mahkemeleri görevlidir. Yetkili Mahkeme ise, taşınmazın bulunduğu yer Mahkemesidir.[7]

Örneğin İzmir ilinde, gerek İzmir Büyükşehir Belediyesi, gerekse de Bornova, Karşıyaka, Bayraklı, Konak, Buca, Gaziemir, Çeşme, Urla, Güzelbahçe, Seferihisar ve diğer ilçe belediyeleri tarafından düzenlenen imar planlarına karşı açılacak iptal davalarında İzmir İdare Mahkemeleri görevli ve yetkilidir.

İmar Planının İptali Davalarında Yürütmenin Durdurulması

Kural olarak iptal davasının açılması, imar planının uygulanmasını kendiliğinden durdurmamaktadır. Buna göre, söz konusu imar planına karşı dava açılması halinde bile ilgili belediye tarafından plan dahilinde işlemlere devam edilebilmektedir. Böylesi bir durumda, telafisi güç zararların önlenmesi amacıyla dava ile beraber yürütmenin durdurulması talebinde bulunulması önem arz etmektedir.

Yürütmenin durdurulması talebi, idari yargıda açılan iptal davalarında, dava konusu olan idari işlemin uygulanmasının telafisi güç neticeler ortaya çıkaracağı iddiasına dayalı olarak işlemin uygulamasının dava süresince geçici olarak durdurulması talebidir.

Şartların oluşması halinde, yürütmenin durdurulması talebinin kabulü ile beraber, imar planı dava sonuçlanıncaya kadar süre içerisinde uygulanmayacak; davanın neticesi beklenecektir.

Sonuç

İmar planının iptali davaları; plan paftasının yanında plan notları, açıklama raporu, üst ölçekli planlar, kurum görüşleri, nüfus ve donatı hesapları ile askı ve tebligat belgelerinin birlikte incelenmesini gerektirmektedir. Planın bir taşınmaz üzerindeki ekonomik etkisi önemli olmakla birlikte, yargısal denetimin temel ölçütleri şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve mevzuata uygunluktur.

Konu ile ilgili bilgi için İmar Hukuku ve İdare Hukuku hizmet sayfalarımız incelenebilir.

Saygılarımızla,
Av. Serkan SOLMAZ


[1] Danıştay 6. Dairesi 2010/6492 Esas, 2014/361 Karar, 24.01.2014 Tarihli Kararı.

[2] 3194 Sayılı İmar Kanunu m.5

[3] Sancakdar, Oğuz. “İmar Hukuku.” (2024). s.113

[4] Sancakdar, Oğuz. s.253

[5] Çakır, H. M. (2024). 7221 Sayılı Kanunla İmar ve Parselasyon Planlarına Karşı Dava Açma Süresinin Sınırlandırılması. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 30(2), 506-534.
https://doi.org/10.33433/maruhad.1563577

[6] 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. maddesi

[7] İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 34/1 Maddesi, “İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir.”

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, somut olayın tüm özellikleri değerlendirilmeden hukuki görüş, danışmanlık veya vekâlet hizmeti olarak kabul edilmemelidir. İşlem ve tebliğ tarihleri, belgeler, güncel mevzuat ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.